0

Günümüzde birçok insanda sıklıkla görülen Tinnitus halk diliyle kulak çınlaması, kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Kişinin bulunduğu ortamda ses kaynağı olmamasına rağmen ses algılanmasını bildiren kulak çınlaması, kısa süreli ise, hastalık olarak değerlendirilmiyor. Ancak 6 ay ya da daha uzun sürdüğü takdirde, kalıcı çınlama olarak tanımlanıyor.

Çınlama konusunda birçok farklı teoriler öne sürülüyor. Söz konusu teorilerde; iç kulakta iyon ve çeşitli nörotransmitter denilen haberleşme proteinlerinde dengesizlik, iç kulakta işitmeyi alan yani mekanik, enerjiyi elektriksel enerjiye çevirerek beynimize ulaştıran özelleşmiş, duyu hücrelerinde hasar, işitme siniri liflerinde uygunsuz aktivasyon, bu sinir lifleri arasındaki çapraz bağlantıların çınlamaya yol açtığı öne sürülüyor.

Bir diğer teoride ise; sinirlerde meydana gelen bir takım hasarlar arasında doğal olma, bağlantıların oluştuğu ve burs patalojik iletimler çınlama olarak hissedilen akustik uyarı oluşturduğu şeklinde.

NEDEN, SİSTEMİK HASTALIKLAR OLABİLİYOR

Toplumun yüze 10-15’lik bir kesiminde görülen kulak çınlaması, yaşla paralel olarak artış gösterebilir. Ancak bunu bir hastalık gibi değerlendirmemek gerekiyor. Çünkü birçok hastalık bu belirtiyi gösterebilir.

Kulakta meydana gelen sorunlar, diyabet, multiple skleroz (MS) ve kafa travmaları gibi rahatsızlıkların belirtileri arasında da yer alabilir.

Dış kulak yolunu tıkayan kirden otoskleroz veya östaki borusu, fonksiyon bozuklukları gibi orta kulak rahatsızlıklarına hatta Meniere benzeri iç kulak hastalıklarına kadar birçok neden yol açıyor. Diğer sebepler arasında ise burun tıkanıklıkları, sinüs enfeksiyonları, Yüksek gürültüye maruz kalmak, iyi huylu işitme siniri tümörleri, boyun ve lafa içirıdeld damar anomalileri, kafa içi basınç artışına yol açan problemler, B vitamin ve bazı minerallerin eksikliği sayılabiliyor.

ÇINLAMA NEDEN OLUŞUR?

Çınlama; objektif ve sübjektif olarak ikiye ayrılıyor. Objektif çınlama genellikle işitme sistemi dışından kaynaklanır ve nabız (kalp atışı) ile senkronize olur. Anemi, tiroit zehirlenmesi, gebelik ve iletim tipi işitme kayıplarında bu şikayetler de artış gösteriyor.

Subjektif çınlama ise; sadece kişinin kendi duyduğu ve daha çok işitme sisteminden kaynaklandığı çınlamalar oluyor. Dış orta ve iç kulak kaynaklı kafa içi nedenler, merkezi sinir sistemi ve metabolizma hastalıkları, kullanılan ilaçlar ile psikolojik sebepler de çınlamaya yol açabiliyor.

Kulak çınlaması her yaşta görülebilir ancak 60 yaş ve üzerinde daha belirgin bir şekilde artıyor. Kulak çınlaması; konsantrasyon bozukluğu, aşırı duyarlılık, sese karşı yoğun hassasiyet, uykusuzluk, anksiyete bozukluğu hatta depresyona kadar birçok probleme davetiye çıkarabiliyor. Psikolojik rahatsızlığın olduğu durumlarda oluşan çınlamanın bireyi intihara kadar sürüklediği de literatürde geçiyor.

TANI NASIL KONULUYOR?

Çınlamayı önlemek için yüksek gürültüden uzak durmak gerekiyor. Bunun yanı sıra kahve ve nikotin tüketimini azaltmak da oldukça etkili.

Tanı koymak için genel muayene kadar kadar hastanın öyküsü de önem arz ediyor. Bu aşamadan sonra yapılan ayrıntılı işitme testleri büyük oranda tanı koymaya yeterli oluyor. Bazı durumlarda ise; MR, bilgisayarlı tomografi (BT) ve doppler ultrasonografi gibi test ve tetkiklere de ihtiyaç duyuluyor.

NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?

Çınlamalar ilaçlarla ya da cerrahi müdahaleler ile tedavi ediliyor. 6 aydan uzun süren çınlamaların tedavisinde sorunu ortadan kaldırmak tamamen mümkün olmadığı için sorunu en aza indirgemek hedefleniyor.

Çok sayıda tedavi seçenekleri olmasına rağmen kesin tedavi ihtimali oldukça düşük. Çınlama sebebiyle uyumada güçlük çekenlere; kulaklıkla dinlenen ya da yatak yakınında yer alan aman sesleri, deniz dalgalara gibi sesler, şeble, yağmur veya yazlık gece sesleri yardımcı olabilir.

Tedavide nedeni belirlenen çınlamalara cerrahi müdahale uygulanabilirken, nedeni tespit edilemeyen çınlamalara uygulanmıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir