GUART

Gırtlağı oluşturan en büyük kıkırdak kalkana benzemesi nedeniyle Eski Yunanlılar tarafından kalkan anlamına gelen tiroid kelimesiyle adlandırılmıştır. Gırtlağın hemen altında ve önünde, orta hatta yer alan salgı bezine de, bu kıkırdakla olan komşuluğu nedeniyle aynı isim verilmiştir. Tiroid bezi ortada birleşen sağ ve sol kısımlardan oluşmaktadır. Bu bezin önünde de yukarıdan aşağıya uzanan kas gurupları ve boyun cildi bulunur. Bu organ vücudun pek çok dokusundan daha fazla damarlara sahiptir ve salgıladığı hormonları bu damarlar yoluyla kana verir ve metabolizmayı düzenleyen bu hormonlar tüm vücut dokularına kan yoluyla taşınır. Yaşamsal öneme sahip bu hormonlar metabolizmayı düzenler.

Tiroid bezinin fonksiyonları hakkında en iyi bilgiyi beynin hipofiz adı verilen bölümünden salgılanan TSH hormonu verir. Bu madde tiroid bezinde hormon salgılayan yapıları uyararak daha fazla hormon üretilmesini ve kana verilmesini sağlar. Tiroid bezi az çalıştığında hipofizden TSH nın kana verilmesi artar. Tiroid kendi kendine daha fazla hormon üretmeye başlarsa bu kez hipofiz TSH üretimini azaltır ve kanda bakılan TSH ölçümü normal sınırların altında değerler gösterir. TSH yanı sıra serbest T4 (FT4) ve serbest T3 (FT3) hormonlarının ölçümü de bazı durumlarda tiroidin fonksiyonları hakkında bilgi verir ve hekiminiz tarafından laboratuardan istenir.

Bu bezin az çalışması ve vücut dokuları için gerekli miktarda tiroid hormonu salgılanamaması hipotiroidi olarak adlandırılır. Bu durumda kanda tiroid hormonlarının düzeyi düşer ve dokulara yeterli miktarda hormon ulaşmaz. Vücut fonksiyonları yavaşlar, hasta daha kolay üşümeye başlar, çabuk yorulur hale gelir ve kilo artışı, saç dökülmesi, ciltte kuruluk, kabızlık, unutkanlık gibi belirtiler ortaya çıkar. Hipotiroidi en sık vücudun bağışıklık sisteminin kendi dokularına savaş açmasıyla ortaya çıkan ve otoimmün tiroidit denilen tiroid bezi iltihabı, tiroid bezinin kanser veya başka nedenlerle ameliyatla çıkartılması veya radyoaktif iyot (atom) tedavisi sonucu oluşur. Bu durum genellikle yaşam boyu sürer ve hastanın yaşam boyu tiroid hormonunu hap şeklinde ağız yoluyla alması ve bir hormon hastalıkları uzmanının (endokrinolog) kontrolünde olması gerekir.

Tiroid bezinin fazla çalışması ve dokular için gerekli olan miktarın üzerinde hormon salgılamasına hipertiroidi adı verilir. Dokulara normalin üzerinde miktarlarda ulaşan tiroid hormonları vücutta bütün fonksiyonlarda artışa neden olur. Belirtileri kalp atışında hızlanma, çarpıntı, ellerde titreme, nemli cilt, sinirlilik, huzursuzluk hali ve iştahsızlık olmadan kilo kaybıdır. Hipertiroidinin en sık nedenlerinden biri olan Basedow-Graves hastalığında bu bulgu ve belirtilere ilaveten göz kapaklarının çok açılması sonucu gözlerin aşırı büyük görünmesi ve dışarı çıkması da olur.

HORLAMA VE UYKU APNESİ

Uyku üzerinde yapılan araştırmaların artmasıyla horlama ve uyku apnesinin beklenenden daha yaygın olduğu saptanmıştır. Sıklıkla karşılaşılan basit horlama aslında hafif şiddetteki uyku apnesi olabilmektedir. İtalya’da yapılan bir çalışmaya göre erkeklerin %24’ünde, kadınların %14’ünde horlama olduğu tespit edilmiştir. Otuz yaş altındaki erkeklerde basit horlama oranı %10 iken 60 yaşın üzerindeki erkeklerde oran %60’a kadar çıkmaktadır.

Horlama ile kilo ilişkisi araştırıldığında ideal kilolarının %15 daha fazlasına sahip olan insanlarda horlama ve apne sıklığının arttığı gösterilmiştir.
Amerika’da 30-60 yaşları arasında erkeklerin %24’ünde kadınların %9’unda apne indeksi 5 ve üzerinde bulunmuştur ( Bunun anlamı uyku apnesi hastalarıdırlar) . Hafif şiddetteki uyku apnesine sık rastlanırken orta ve ağır derecedeki uyku apnesine daha az rastlanılmaktadır. Orta derecedeki obstrüktif uyku apnesine erişkin erkeklerin %2’sinde rastlanırken 35-60 yaş grubundaki erkeklerde ağır derecedeki uyku apnesi %0.3 oranında izlenmektedir.

Hastalığın şiddetine bağlı olarak değişen gündüz uyku hali vardır. Hastalar gece uyku zamanı ne kadar uzun olursa olsun gün içerisinde de uyku problemi çekerler. Gece uykuları iyi olmadığından sabahları dinlenememiş olarak kalkarlar. Apne indeksi ve/veya RDI’i çok yüksek olan hastalarda konuşma esnasında ve araba kullanma sırasında dahi uykuya dalma gözlenir. Sabah belirgin olup daha sonra hafifleyen baş ağrısı %20 oranında izlenmektedir. Gün boyu izlenen unutkanlık, dikkat azlığı, konsantrasyon bozukluğu eşlik eden başlıca bulgulardır.

BADEMCİK VE GENİZ ETİ HASTALIKLARI

Bademcikler (Tonsil):

Boğazın her iki yanında yer alan kapsüllü lenf sistemi dokularıdır. Lenfoid nodüllerle sarılı 15-20 girinti (kript) içerirler. Bademcikler içerdikleri kriptlerde yerleşen bakteriler nedeni ile kronik enfeksiyon kaynağı haline gelerek vücut direncinin azaldığı durumlarda tekrarlayan akut bademcik iltihapları oluşabilir.

Aynı zamanda tekrarlayan enfeksiyonlar sonucunda lenf dokularının artışı ile büyüyerek horlama, uykuda tıkanma ve nefes durması (apne) gibi şikayetlere neden olabilirler.

Geniz Eti (Adenoid):

Burnun arkasında geniz bölgesinin tavanında yer alır. Kapsülü yoktur, kript içermez. Adenoid dokusu 2 yaş civarında büyümeye başlar ve 5-7 yaşcivarında gerileme sürecine girip 12-14 yaş civarında genelde tamamen kaybolurlar. Adenoidektomi ameliyatı endikasyonu varsa burada amaç çocuğun yüz gelişimi ve diş gelişiminin olduğu 12- 14 yaşa kadarki bu dönemin iyi bir burun soluyucusu olarak geçirmesidir.

Geniz etinin büyüyerek burnun arkada genize açıldığı delikleri kapaması yolu ile burun tıkanıklığı, horlama, uykuda tıkanma (apne) gibi şikayetler izlenebilir. Aynı zamanda sık tekrarlayan geniz eti enfeksiyonları geniz bölgesinin iki yanına açılan ve orta kulak basıncının eşitlenmesini sağlayan Östaki kanalının fonksiyonlarını bozarak orta kulakta negatif basınç ve sıvı toplanmasına (efüzyonlu otitis media) veya tekrarlayan orta kulak iltihaplarına (akut otitis media) neden olabilir.

AĞIZ YARALARI

Ağızda konuşmaya ve yemek yemeye engel olacak kadar şiddetli ağrıya yol açan ve ara ara tekrarlayan yaralar pek çok sağlıklı insanda görülebilmektedir. En sık rastlanan tekrarlayan ağız yaraları uçuk ve afttır (aftöz ülser). Ağız içinde görüldüğünde birbirinden ayırt etmek oldukça güç olan bu iki lezyonun nedeni ve tedavileri tamamıyla farklı olduğundan ayırımı önemlidir.